Gergin bir pasaport kontrolünden sonra, sıra daha da gerilmeye geldi ㅋㅋㅋㅋ
Neden mi? Çünkü Japonya çok fazla Japon!
Turistleri hiç mi düşünmezler bir memlekette yahu?! Resmen turist ölsün diye hazırlamışlar her şeyi.
Etraftaki Korelilerin yardımı ile bankamatikten para çekip (Kore parası ile bir servet çektik ama toplamda birkaç tanecik kağıt para verdi vere vere) metro biletini de 13 dakikalık bir uğraşla aldıktan sonra otele yollandık. Aktarma yaparken yaşadığımız sorunları anlatmıyorum hiç ㅋㅋㅋㅋ
Etraftaki Korelilerin yardımı ile bankamatikten para çekip (Kore parası ile bir servet çektik ama toplamda birkaç tanecik kağıt para verdi vere vere) metro biletini de 13 dakikalık bir uğraşla aldıktan sonra otele yollandık. Aktarma yaparken yaşadığımız sorunları anlatmıyorum hiç ㅋㅋㅋㅋ
Neyseki Seul'den antrenmanlı olduğumuz için aynı gün öğlene doğru metroyu çözdük. Durakların isimlerini bulması hayli zor olsa da istediğimiz yerlere kolaylıkla ulaşabildik.
Türkiye'de herhangi bir şehirde böyle bir metro ağı olduğunu görebilecek miyiz bir gün acaba?
Tokyo'da her şey gibi ulaşım da gayet pahalı. Ancak nispeten ucuz bir yol mevcut. Belli hatlar üzerinde bir gün boyunca sınırsız seyahat etmenizi sağlayan kartlar var. Onlardan birini edinerek işi daha ekonomik hale getirebilirsiniz. Tabii o gün gideceğiniz yerleri hep aynı hat üzerinden seçmeniz gerekiyor ㅋㅋㅋㅋ
Bizim kullandığımız biletlerin biri 730 Yen, diğeri de 700 Yen'di. Türk Lirasına çevirebilen arkadaşlar görecekler ki gayet pahalı.


Tıpkı Seul'deki gibi Tokyo'da da metroyu kullanarak her deliğe gidebiliyorsunuz. Turistlerce çok tutulan mekanlara gelince durak ismini Korece olarak da söylüyor. Japonya gibi dünyanın geri kalanından izole bir ülkede bildiğim bir dil duymanın kıymetini tarif etmem mümkün değil!
***
Benim gibi Tokyo'da geçireceğiniz zaman kısıtlıysa (3 gün kaldım ben) mutlaka görmeniz gereken yerler (tur şirketinin yalancısıyım) Shibuya, Shinjuku ve Asakusa.
Biletimizin izin verdiği hat üzerinde gidebildiğimiz kadar popüler mekana gittik. Lakin adlarını hatırlamak ne mümkün ㅋㅋㅋㅋ En babaları bu üçü işte...
Gezdiğim yerlerden sadece yukarıdaki üçünün ismini hatırladığım için (plansız programsız gidince hatırlaması mümkün olmuyor maalesef) sadece onlardan bahsedeceğim.
Shinjuku
Tokyo'nun Kangnam'ı diyebiliriz. Her yer gökdelen, neonları gözleri kör eden mağazalar, bir sürü insan...
Elektronik marketler tek kelimeyle de-va-sa! Lakin ucuz olduğunu sanıp heveslenmenizi istemem. Zira alakası yok! Japon markaları Türkiye'de daha ucuz yahu!
Alışveriş yapmak istiyorsanız uygun bir yer diyemeyeceğim. Japonlar için uygun lakin, dünyanın geri kalanı için fazla pahalı ㅋㅋㅋㅋ
Yürürken 100 Yen Shop bulmanın mutluluğunu yaşarsanız siz de benim gibi, bir şeyler satın alabilme şerefine nail olabilirsiniz ㅋㅋㅋㅋ Hatta bu shoplarda Türk Malı makarna görüp pek bir sevinebilir, zılgıtlar eşliğinde halay bile çekebilirsiniz.
Hayır makarna üreticisinin ortağı değilim. Sadece toprağından bir süre uzak kalınca vatanseverlik duyguları taşmaya hazır hale gelmiş sıradan bir Türk'üm!
Ben bu shoplardan bir sürü abur cubur ve çorap(!) satın aldım. 100 Yen aşağı yukarı 2 liraya denk geliyor. Adamların 1 milyoncuları bile en ucuz 2 milyona satış yapıyor ㅋㅋㅋㅋ
Japon bisküvi/kraker familyasından tavsiye etmeden geçemeyeceğim şey wasabili krakerler! Yes! Wasabi!
Wasabiden nefret eden ben, Kore'ye döndükten sonra daha fazla almadığıma lanet ettim.
Wasabili krakerleri öyle hapur hupur yemek mümkün değil tabii. Paketin içinde wasabili krakerlere ek olarak bir de yer fıstığı mevcut. Bir wasabili kraker bir yer fıstığı, iki wasabili kraker bir yer fıstığı şeklinde yerseniz burnunuzdan ateş çıkmadan tadına varabiliyorsunuz.
Şiddetle önerilir!
Popüler alışveriş merkezlerinin önünde Taksim'de müzik yapan Kızılderililerin tıpatıp aynısını, aynı müziği yaparken görebilirsiniz. Şahsen uzaklardan melodiyi işitip "Tanıdık bir şey var havada..." hissiyatı ile kendilerini buldum. Bana fazlasıyla benzer geldiler bizimkilere... Belki Türkiye'den sıkılıp Japonya'ya göçmüşlerdir... Bilemem...
Ben buna şaşırırken Koreli arkadaşımdan hemen açıklama geldi...
"Japonlar tarih boyunca Korelileri görmezden gelmeye bayılmışlardır. Korelileri en çok çıldırtan bu işte."
Gerçi Japonlar genel olarak dünyanın geri kalanını görmezden gelme politikasını benimsemiş durumdalar ama... O kadar işkencenin, sömürmenin üzerine Kore'yi görmezden gelme hakları pek yok diye düşünüyorum.
Shinjuku'da başka ne yaptım? Suşi yedim. İlk lokmayı almamla birlikte gözlerime yaşlar hücum etti...
Lezzetinin tarifi yok! Ağzımdan çıkan tek cümle şu oldu "Bu suşi ise bugüne kadar yediklerim neydi?"
Ne Türkiye'de ne Kore'de o lezzette bir suşi bulmak mümkün değil maalesef. Ama yemeklerden başka bir yazıda bahsedeceğim için detaya girmiyorum.
Henüz uyumamış olmanın verdiği sarhoşluk ile nereye gittiğimizin pek de farkında olmadan gezerken gökdelenlerin arasında bir tapınak bulduk bir de. Tarihi bir yapı değil ama gerek bahçesi gerek içeride ayin yapan insanlar (ayin denir heralde ona) yeterince ilgi çekiciydi.
Shibuya
Shibuya bir nevi Myeongdong, Hongdae karışımı. Türkiye'den örnek vermek gerekirse Taksim diyebiliriz belki.
Güzelim Fransız mimarisi binalar falan gelmesin gözünüzün önüne. Yine her yer gökdelen dolu.
Ancak gençlerin (genç kalanlar ve ergen değil de genç olduğunu sananlar da dahil aslında bu gruba) uğrak mekanı olduğu için Taksim'e benzettim. Sağda solda G-Dragon'dan bile beter giyinmiş bir sürü insan görebilir, sadece bununla bile hoş vakit geçirebilirsiniz.
Bir sürü mağaza ve bir sürü cafe, restoran, bar mevcut. Hepsi pek bir kabalık. Lakin grupça takılmaktan pek hoşlanmayan Japonlar genelde kendileriyle baş başa takılmayı tercih ediyorlar.
Shibuya'da bir Türk restoranı görüp çalışanlar ile muhabbet ettik. Yemeklerden başka bir yazıda bahsedeceğim için bu kısmı yine es geçiyorum.
Asakusa'dan da bu yazıda bahsedecektim ama fazla uzadığı için burada kesiyorum yine. Asakusa'yı ayrı bir yazıda yazacağım.
Tamam... Tamam... Bu sefer bekletme yok... Hemen gelecek Asakusa yazısı. Söz!
Yürürken 100 Yen Shop bulmanın mutluluğunu yaşarsanız siz de benim gibi, bir şeyler satın alabilme şerefine nail olabilirsiniz ㅋㅋㅋㅋ Hatta bu shoplarda Türk Malı makarna görüp pek bir sevinebilir, zılgıtlar eşliğinde halay bile çekebilirsiniz.
Hayır makarna üreticisinin ortağı değilim. Sadece toprağından bir süre uzak kalınca vatanseverlik duyguları taşmaya hazır hale gelmiş sıradan bir Türk'üm!
Ben bu shoplardan bir sürü abur cubur ve çorap(!) satın aldım. 100 Yen aşağı yukarı 2 liraya denk geliyor. Adamların 1 milyoncuları bile en ucuz 2 milyona satış yapıyor ㅋㅋㅋㅋ
Japon bisküvi/kraker familyasından tavsiye etmeden geçemeyeceğim şey wasabili krakerler! Yes! Wasabi!
Wasabiden nefret eden ben, Kore'ye döndükten sonra daha fazla almadığıma lanet ettim.
Wasabili krakerleri öyle hapur hupur yemek mümkün değil tabii. Paketin içinde wasabili krakerlere ek olarak bir de yer fıstığı mevcut. Bir wasabili kraker bir yer fıstığı, iki wasabili kraker bir yer fıstığı şeklinde yerseniz burnunuzdan ateş çıkmadan tadına varabiliyorsunuz.
Şiddetle önerilir!
Popüler alışveriş merkezlerinin önünde Taksim'de müzik yapan Kızılderililerin tıpatıp aynısını, aynı müziği yaparken görebilirsiniz. Şahsen uzaklardan melodiyi işitip "Tanıdık bir şey var havada..." hissiyatı ile kendilerini buldum. Bana fazlasıyla benzer geldiler bizimkilere... Belki Türkiye'den sıkılıp Japonya'ya göçmüşlerdir... Bilemem...
Bu Shinjuku'da bir gökdelenin içindeki Kore restoranı. Neden koydum fotoğrafını? Bana son derece enteresan gelen bir konudan bahsetmek için tabii ki de.
Bizler malum bu coğrafyaya çok uzak olduğumuz için Japonların hayatı Korelilerin burnundan getirdiğini pek bilmiyoruz. Özgür olmak istedikleri için Japon sömürge güçlerini protesto edenler arasından 17 yaşında bir kız çocuğunu işkence ettikten sonra 50 parçaya böldüklerini ve bu kızın özgürlüğün simgesi olduğunu söylersem, sanırım ufaktan bir fikir sahibi olursunuz.
Seul'de adım başı Japon restoranı vardır. Tokyo'da da aynı şekilde olmasını bekliyor insan. Lakin o kadar yer gezdim toplamda 2 tane Kore restoranı gördüm. (Hamamın içindekini saymıyorum. O tamamen oraya gelen Koreli müşteriler içindi)
"Japonlar tarih boyunca Korelileri görmezden gelmeye bayılmışlardır. Korelileri en çok çıldırtan bu işte."
Gerçi Japonlar genel olarak dünyanın geri kalanını görmezden gelme politikasını benimsemiş durumdalar ama... O kadar işkencenin, sömürmenin üzerine Kore'yi görmezden gelme hakları pek yok diye düşünüyorum.
Shinjuku'da başka ne yaptım? Suşi yedim. İlk lokmayı almamla birlikte gözlerime yaşlar hücum etti...
Lezzetinin tarifi yok! Ağzımdan çıkan tek cümle şu oldu "Bu suşi ise bugüne kadar yediklerim neydi?"
Ne Türkiye'de ne Kore'de o lezzette bir suşi bulmak mümkün değil maalesef. Ama yemeklerden başka bir yazıda bahsedeceğim için detaya girmiyorum.
Henüz uyumamış olmanın verdiği sarhoşluk ile nereye gittiğimizin pek de farkında olmadan gezerken gökdelenlerin arasında bir tapınak bulduk bir de. Tarihi bir yapı değil ama gerek bahçesi gerek içeride ayin yapan insanlar (ayin denir heralde ona) yeterince ilgi çekiciydi.
Daha fazla fotoğraf paylaşmayı arzu ederdim lakin, bizzat bulunduğum fotoları ulu orta paylaşmaktan pek haz etmiyorum.
Shibuya
Shibuya bir nevi Myeongdong, Hongdae karışımı. Türkiye'den örnek vermek gerekirse Taksim diyebiliriz belki.
Güzelim Fransız mimarisi binalar falan gelmesin gözünüzün önüne. Yine her yer gökdelen dolu.
Ancak gençlerin (genç kalanlar ve ergen değil de genç olduğunu sananlar da dahil aslında bu gruba) uğrak mekanı olduğu için Taksim'e benzettim. Sağda solda G-Dragon'dan bile beter giyinmiş bir sürü insan görebilir, sadece bununla bile hoş vakit geçirebilirsiniz.
Bir sürü mağaza ve bir sürü cafe, restoran, bar mevcut. Hepsi pek bir kabalık. Lakin grupça takılmaktan pek hoşlanmayan Japonlar genelde kendileriyle baş başa takılmayı tercih ediyorlar.
Shibuya'da gece hayatı çok renkli olduğu için gece gitmeniz tavsiye edilir. Zira biz hem gündüz hem de gece gittik. Gündüz inanılmaz sakinken, gece her sokağı tıklım tıklım oluyor.
Evet Beckham'a tapıyorlar! Nedendir bilinmez.
Japonya'da David Beckham Müzesi olduğunu biliyor muydunuz?
Ne derler bilirsiniz... Otaku her zaman otakudur.
Shibuya'da bir Türk restoranı görüp çalışanlar ile muhabbet ettik. Yemeklerden başka bir yazıda bahsedeceğim için bu kısmı yine es geçiyorum.
Asakusa'dan da bu yazıda bahsedecektim ama fazla uzadığı için burada kesiyorum yine. Asakusa'yı ayrı bir yazıda yazacağım.
Tamam... Tamam... Bu sefer bekletme yok... Hemen gelecek Asakusa yazısı. Söz!



Güya kore sever bir şahsiyetim fakat japonya ve kore ile ilgili anlattığın bu kötü olayı hiç duymamıştım. Japonya merak ettiğim ülkelerden biri ama bu duyduğum şeyden sonra biraz soğumadım değil hani. Pek japon dizisi izlemem ama izlediğim bir kaç tanesinden dolayı hep merak etmişimdir Japonya'yı. Sadece dizilerden görüp hayal kurmak olmuyor gerçekten.
YanıtlaSilBu güzel yazı için teşekkürler. Asuka yazını sabırsızlıkla bekliyorum ^^
Bizim haberimiz yok Japonları hep bal şeker sanıyoruz o yüzden :D Japonya'dan değil de Japon hükümetinden soğumak lazım aslında. Çünkü sıradan insanların öyle bir derdi yok...
Sil:)))))) ilk okuma şerefine eriştim taze taze iyice beklemiş hamurdan olsada :)) yazma zaten hepisini bir yerde yayabildiğin kadar yay 5-10 hatta daha fazla :))) 730 yen = 15.60 tl =o.O fazla pahalı :(( japonyada kaç katlı metrolar dediklerigibi 5 katlı mı ;???
YanıtlaSilBen oldumolası haz duymam şu Japonlardan amma ve lakin şu başlarından geçen Tsunami olayları felan biraz sempati duymama neden oldu Kat-tun ,Akanishi,Arashi ve bazı dizi-filmleride olabilir :D
herşey bi milyon :)) görmen iyi olmuş lilili tey tey tey ^^ yazı için koniççiva :))( merhaba mı teşekkürmü bilemedim ama yazmak içimden geldi ^^)
Merhaba demek :D
SilArigatou gozaimasu dersen olur ama
Arigatou gozaimasu Güzzi ^^
Silhave a nice trip ! :)
YanıtlaSilmaalesef Japonlarla Koreliler arasındaki geçmişe dayanan o husumeti biliyordum ama bir kızı hem de 17 yaşındaki bir kızı işkenceyle öldürüp 50 parçaya bölmek ne demek ya o.O
YanıtlaSilGüzincim bir çırpıda okudum yazını, eline sağlık...
devamını merakla bekliyorum...:)